
Özgür Özel’den Bakan Yerlikaya’ya 1 Mayıs Telefonu: ‘Kararı Gözden Geçirin’
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma sonrası ana muhalefet liderinin yaptığı “sokak çağrısı” üzerine, “ülkenin huzur ve güvenliğini tehdit eden bir süreç” yaşandığını söyledi.
Bu süreçte sokak siyasetinin meşrulaştırılmak istendiğini, “milletin kardeşliğine pusu kurulduğunu” kaydeden Yerlikaya, polise taş, sopa, asit, balta ve molotoflarla saldırıldığını söyledi.
“MİLLİ MANEVİ DEĞERLER…”
Milli, manevi ve aile değerlerinin ayaklar altına alındığını, cami ve kabristanlara hürmetsizlik edildiğini ifade eden Yerlikaya, “Adalet sokakta değil, mahkeme salonlarında tecelli eder. Sokağa çıkmakla, kimse temize çıkamaz. Hukuku sokak eylemleriyle bastırmaya çalışmak, adaleti linç etme kampanyalarıyla susturmaya kalkmak, kimseye fayda sağlamaz. Hiçbir algı operasyonu, hiçbir sokak kışkırtması, gerçeğin üzerini örtemez.” diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti ilkesine bağlı, demokrasisi köklü ve kurumları güçlü bir devlet olduğunu vurgulayan Yerlikaya, demokrasinin, nefret söylemi ve şiddetin kalkanı olmadığını bildirdi.
“ANAYASAL BİR HAKTIR”
Demokrasi anlayışlarının, suiistimal zeminine değil, millet iradesine dayandığını kaydeden Yerlikaya, “Sokak ve gösteri yürüyüşü hak mıdır? Evet, haktır. Anayasal bir haktır. Hepimizi bağlayan Anayasamızın 34. Maddesi ‘Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.’ diye başlar. Bakın, altını çizerek bir kez daha ifade ediyorum, silahsız ve saldırısız deniyor. Anayasa’ya ve kanunlara uygun her gösterinin, başımızın üstünde yeri var.” ifadelerini kullandı.
Geçen yıl Bakanlığa, toplantı ve gösteri yürüyüşü için 903 başvurunun yapıldığını aktaran Yerlikaya, bunların 863’üne (yüzde 96) izin verildiğini söyledi.
Son eylemlerde yapılanların özgürlükle ve özgürlüğün kullanımıyla açıklanacak bir durumu olup olmadığını soran Yerlikaya, şöyle devam etti:
“489’U SERBEST BIRAKILDI”
“İşte pervasızca, önünü ardını düşünmeden sokak çağrısı yapanlar, bu gerçeklerle yüzleştiğinde, bu sokak görüntülerini gördüklerinde ne düşündüler acaba? Boykot çağrısı yapmakla, yerli ve milli markalarımızı, çalışanlarını zor durumda bırakmakla amaçlanan nedir? Hele yabancı kanallara çıkıp, Türkiye’yi şikayet etmek? Necip Fazıl diyor ya ‘Sokak lambası gibi olma, kime yandığın belli olsun.’ Bu son yapılan eylemler sonrası 1879 şüpheli gözaltına alındı. Bunların 260’ı tutuklandı, 468’i hakkında adli kontrol kararı verildi, 662’sinin işlemleri devam ediyor ve 489’u da serbest bırakıldı.”
Gözaltına alınanlar arasında 12 farklı terör örgütüyle iltisaklı şüphelilerin bulunduğuna işaret eden Yerlikaya, “Sadece bu kadar mı? Aralarında uyuşturucu, cinsel taciz, hırsızlık, dolandırıcılık, kasten yaralama gibi 17 farklı suçtan adli işlem görenler olduğu tespit edildi. Eylemlerde, 150 polisimiz maalesef yaralandı. Yazık değil mi, günah değil mi? Polisler bu milletin evladı değil mi? Onların da yolunu gözleyen eşleri, evlatları, anaları babaları yok mu? Polislerimiz, sadece şehirlerimizin değil, o gün o alanlara gelenlerin de güvenliğini sağlamak için oralarda bulunuyordu” diye konuştu.
Valileri, emniyet müdürlerini tebrik eden Yerlikaya, yapılan tüm provokasyonlara rağmen sağduyusunu kaybetmeyen, sabırla görevlerini yapan tüm polislerle iftihar ettiği bildirdi.
Kaynak: AA